Neler Yeni

Mübarek 3 ayları nasıl değerlendirmeliyiz ?

ELFDaily 

#code
Yönetici
Üç ayları günahlarımızın affı için bir fırsat bilmeli bol bol tövbe ve istiğfar etmeliyiz. Müslümanların içinde bulunduğu sıkıntıları düşünerek Dua edip Allah'a yalvarmalıyız

RECEB AYI

Mübârek üç ayların ilki olan Receb ayıdır. Receb, “Tercîb” kelimesinden gelmektedir. Bu da ta'zîm ve hürmet manasına gelmektedir.

Allahü teâlâ, bu ayda oruç tutanların, bu aya saygı gösterenlerin, günahlarını affeder, çok sevap ve üstün dereceler ihsân eder.

Receb ayının üstünlükleri hadîs-i şerîflerde şöyle bildirildi:

“Receb, Allahü teâlânın, Şâban benim ve Ramazan ümmetimin ayıdır”

“Receb-i şerîfte bir kimsenin tuttuğu bir orucun sevabı, o kimsenin otuz sene nâfile oruç tutmasına eşittir.”

“Bir kimse, Allahü teâlânın ay'ı olan Receb ayında bir mü'min, kardeşini gam ve üzüntüden kurtarırsa, Allahü teâlâ, ona Firdevs'te gözünün görebildiği kadar büyük bir köşk ihsân eder. Uyanınız, kendinize geliniz ve Receb ayına hürmet ve ikrâm ediniz ki, Allahü teâlâ da size, ikrâm ve ihsân etsin.”

“Cennette bir nehir vardır. Ona Receb denir. Sütten beyaz, baldan tatlıdır. Receb ayında bir gün oruç tutana Allahü teâlâ Kıyâmet günü o nehirden su verir.”

Ömer bin Abdülaziz hazretleri buyurdu ki:

“Senede dört geceye dikkat edip, ibâdetle geçirmek lâzımdır. Allahü teâlâ o gecelerde rahmetini saçar. Bu geceler, Recebin ilk cuma gecesi, Şâbanın onbeşinci gecesi, Ramazanın yirmi yedinci gecesi ve Ramazan bayramı gecesidir.”

Receb ayında yapılan iyilikler, tutulan oruçlar, günahları temizler. Zîra Receb-i şerîfin isimlerinden birisi de “Şehrü'l mutahhar” dır. Günahlardan temizlenilmesi ve yüksek derecelere kavuşulması sebebi ile bu isim verilmiştir.

Receb, tevbe, hürmet ve ibâdet ayıdır. Şâban, muhabbet ve hizmet ayıdır. Ramazan ise, yakınlık ve ni'met ayıdır.

Zünnûn-i Mısrî hazretleri buyurdu ki:

“Receb tohum ekme, Şâban sulama, Ramazan ise, hasat ayıdır. Yâni ekip suladığını biçip toplayacak bir aydır. Herkes ektiğini biçer. Amelinin, ibâdetinin karşılığını alır. Tohum ekmeyen, hasat mevsimi gelince pişman olur.”

Receb ayının magfirete, Şâban ayının şefâ'ate ve Ramazan ayının da sevapların kat kat verilmesine mahsus olduğu bildirilmiştir.

Bu aylara hürmet etmek, günahlardan uzaklaşmakla ve ibâdetleri yapmakla olur. Hürmet edip, saygı gösteren, kat kat karşılığını görecektir. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:

“Receb, Allahü teâlânın ayıdır. Receb ayına ikram edene, saygı gösterene, Allahü teâlâ dünyada ve âhırette ikram eder.”

Bâzı âlimler de şöyle buyurdu ki: "Yıl ağaç gibidir. Receb ayı, ağacın yapraklı olduğu, Şâban meyveli, Ramazan ise, meyvesinin toplanacağı zaman gibidir. Receb Allahü teâlâdan mağfiret, Şâban şefâ'at, Ramazan sevabların kat kat olduğu aydır."

Peygamber efendimiz, Receb ayı gelince;

"Yâ Rabbî, bize Receb ve Şâbanı mübârek eyle ve bizi Ramazana eriştir." diye duâ ederdi.

Hazret-i Ali yılda dört geceyi tamamen ibâdetle geçirirdi.

Bu geceler; Receb-i şerîfin ilk gecesi, Ramazan bayramı ve Kurban bayramı geceleri ve Şâban-ı şerîfin onbeşinci gecesidir.



ŞÂBAN AY’I

Dînimizin kıymet verdiği mübârek aylardan ikincisi, Şâban ayıdır. Allahü teâlâ, kullarına çok acıdığı, bir annenin yavrusuna olan merhametinden daha fazla merhametli olduğu için, ba'zı ay ve günlere kıymet vermiştir.

Bu gün ve aylarda yapılan ibâdetlere, hayırlara daha çok sevap vereceğini bildirmiştir. Bunun için tevbe, istigfâr etmeli, yalvarıp af ve âfiyeti istemeli, bu ayları günleri fırsat bilmelidir.

Bizim için büyük bir fırsat olan aylardan biri de Şâban ayıdır. Allahü teâlâ, Şâban ayını, Resûlullah efendimize mahsûs kılmıştır. Hadîs-i şerîflerde bu ayın önemi şöyle bildirildi:

“Şâban-ı şerîf, benim kendime mahsûs bir aydır. Hak teâlâ hazretleri arş-ı a'lânın meleklerine azamet-i şâniyle buyurur ki: "Ey benim meleklerim, gördünüz mü, benim kullarım Habîbimin ayına nasıl ta'zîm ve hürmet ediyorlar. İzzim, celâlim hakkı için ben de kullarımı afv-ü mağfiretime nâil eyledim."

“Şâban benim ayım, Recep Allahü teâlânın ayı, Ramazan da benim ümmetimin ayıdır. Şâban günahlara keffâret ayı, Ramazan ise günahları temizleyici aydır.”

Şâban-ı şerîfte imkânı olup, gücü yetenlerin oruç tutmasının çok sevap olduğu bildirilmiştir. Yalnız bu oruçları tutarken, harâmlardan, günah işlemekten de çok sakınmalıdır.

Kazancına dikkat etmeli, helâlden kazanmalıdır. Bu aylarda oruç tutmaya gücü yetmiyenlerin veya iş sahiplerinin, Ramazan-ı şerîfe kuvvetli girmek için oruç tutmamaları daha iyidir. Çünkü, Ramazan orucu farzdır. Nâfile için, farzı elden kaçırmamalıdır.

Kazâ borcu olanlar, bu ayda tutacakları oruçlara, kazâ olarak niyyet etmelidir. Böylece, hem kazâ borcu ödenmiş olur, hem de bu ayda tutulmasının sevabına kavuşulmuş olur.

Şâban-ı şerîfte oruç tutmanın fazîleti hadîs-i şerîflerde şöyle bildirildi:

“Her kim, Şâban-ı şerîfte üç gün oruç tutarsa, Hak teâlâ, Cennet-i a'lâda ona bir yer hazırlar.”

“Her kim Şâban-ı şerîfte bir gün oruç tutsa, o kul Cehennem azâbında kurtulup, dünya ve âhıret için istediği mertebe ve dereceye vâsıl olur. Eğer iki gün tutarsa, kabirde bir melek ona arkadaş olur. Şâyet üç gün tutarsa Hak teâlâ hazretleri, o kulu kıyâmet gününde velîler kısmına ilhak edip, Cennet-i a'lada cemâlini o kula müyesser kılar.”

“Şâban, Recep ile Ramazan ayları arasında bir aydır. İnsanlar bundan gâfildir. Hâlbuki Şâban ayında kulların ameli Allahü teâlânın dergahına çıkarılır. Ben, Şâbanda oruçlu olduğum hâlde amelimin çıkarılmasını arzû ederim.”



RAMAZAN AYI



Âdem aleyhisselâmdan beri oruç tutulurdu. Daha önceki ümmetler de oruç tutardı. Meselâ, Davûd aleyhisselâm, birgün oruç tutar, bir gün yerdi. Bir sene böyle devam ederdi. Bunun en fazîletli oruç olduğunu, Peygamber efendimiz haber vermiştir.

Oruç tutmak bize, yâni ümmet-i Muhammede hicretten yâni Peygamber efendimizin Mekke'den Medine'ye hicretinden onsekiz ay sonra, Şâban ayının onuncu günü, Bedir gazâsından bir ay önce farz oldu.Ramazan, yanmak demektir. Çünkü bu ayda oruç tutan ve tevbe edenlerin günahları yanar, yok olur.

İslâmın beş şartından dördüncüsü, mübârek Ramazan ayında, hergün oruç tutmaktır.

Resûl aleyhisselâm, “Ramazan ayı gelince, Cennet kapıları açılır. Cehennem kapıları kapanır ve şeytanlar bağlanır.” buyurdu.

Peygamber efendimiz, Şâban ayının son günü bir hutbesinde şöyle buyurdu:

“Ey müslümanlar! Üzerinize öyle büyük bir ay gölge vermek üzeredir ki, bu aydaki bir gece ki bu Kadir gecesidir, bin aydan daha faydalıdır. Allahü teâlâ, bu ayda, hergün oruç tutulmasını emretti. Bu ayda, geceleri terâvîh namazı kılmak da sünnettir.

Bu ayda, Allah için ufak bir iyilik yapmak, başka aylarda, farz yapmış gibidir. Bu ayda, bir farz yapmak, başka ayda yetmiş farz yapmak gibidir.

Bu ay, sabır ayıdır. Sabredenin gideceği yer Cennettir. Bu ay, iyi geçinmek ayıdır.

Bu ayda mü'minlerin rızkı artar. Bir kimse, bu ayda, bir oruçluya iftâr verirse, günahları affolur. Hak teâlâ, onu Cehennem ateşinden âzâd eder. O oruçlunun sevabı kadar, ona sevap verilir.”

Resûlullahın bu hutbesini dinliyen Eshâb-ı kirâm, dediler ki:

“Yâ Resûlallah! Her birimiz, bir oruçluya iftâr edecek, onu doyuracak kadar zengin değiliz. Bu büyük sevaptan mahrum mu kalacağız?”

Resûl "aleyhisselâm" Eshabına şöyle cevap verdi:

“Bir hurma ile iftâr verene de, yalnız su ile oruç açtırana da, biraz süt ikrâm edene de, bu sevap verilecektir. Bu ay, öyle bir aydır ki, ilk günleri rahmet, ortası af ve mağfiret ve sonu Cehennemden âzâd olmaktır. Bu ayda, emri altında olanların yâni işçinin, me'mûrun, askerin ve talebenin vazîfesini hafîfletenleri [patronları, âmirleri, kumandanları ve müdürleri] Allahü teâlâ affedip, Cehennem ateşinden kurtarır.”


 

Üst Alt