Neler Yeni

Sarı Gelin Türküsünün Tarihçesi

ELFDaily

Bilgili
Yönetici
Katılım
15 Ara 2015
Mesajlar
1,665
Kaynaklar
16
Beğeniler
166
Puanları
131
Yaş
21
Konum
Bursa
#1

Sarı Gelin Türküsünün Tarihçesi

Kıpçaklar tarihte Kuman adıyla da anılmaktadır. Ruslar "Polovets" Ermeniler "Xartes" Almanlar ise "Falben" derler ki bütün bu tanımlamaların hepsi sarı saçlı anlamına gelmektedir. Kıpçaklar sarı saçlı uzun boylu, güzellikleriyle ve yakışıklılıklarıyla ünlü bir Türk boyudur.


Kıpçaklar 12. YY'da Gürcistan'da yaşamaktaydı ve Gürcistan'a parlak bir devir yaşatan Kubasar da Kıpçaktır. Selçukluların Anadoluya girişini ve Gürcistanın zor durumda kalışını tarih sayfalarına not düşen tarih 1080 ve sonrasıdır. Kıpçaklar Gürcüler gibi Ortodoks Hristiyandır. Bugün Kür ve Çoruh ırmakları çevresinde yaşayan halk da Kıpçakların torunlarıdır.


Bu bölgede yaşayan bir kavimin buralara ilişkin bir kültür birikimi bırakmaması olanaksız. Bunlardan birisi de Abdülkadir Geylani'nin arkadaşı olan Şeyh San'an ve Kralın sarışın kızının da anlatıldığı bir efsanedir. Şeyhin çile doldurduğu yıllarda kıza aşık olması ve kızın da kendisini sevmesini istemesi bu efsanede anlatılmıştır.

Erzurum yöresinde söylenen ve şu anki bildiğimiz hali şöyledir:

Erzurum çarşı pazar

İçinde bir kız gezer

Elinde divit kalem

Dertlere derman yazar... (bu dörtlüğün son mısrası bazı yerlerde katlime ferman yazar diye geçer)

Palandöken yüce dağ

Altı sümbüllü bağ

Seni vermem yadlara

Nice ki bu canım sağ



Diyarbakır çevresinde söylenen eski bir varyantı:


Vardım kilisesine baktım haçına

Mail oldum bölük bölük saçına

Kız seni götfaiz İslam içine

Vay Sinan ölsün Sarı Gelin

Ah seni vermem Dünya malına..


Tarihlere dikkat edelim. Bu tarihlerde Erivan ve dolaylarında Ermeniler yaşamıyorlar. İşte bu da Erivan varyantı:


İrevan çarşı pazar

içinde bir kız gezer

elinde divit kalem

dertliye derman yazar

sarı gelin

sarı kız

sarı gelin

dünyanın varı gelin...

Bir de Azeybaycan-Bakü taraflarında söylenen bir varyantı vardır bu türkünün:

Saçın uzun hörmezler

Gülü gonçe dermezler

Bu sevda ne sevdadır

Seni mene vermezler

Neynim aman Sarı Gelin.



Bu mısralarda geçen Sinan'ın Şeyh San'an ve Sarı gelinin de Kıpçak kralının kızı bulunduğunu idrak etmek için kahin olmaya gerek kalmamıştır herhalde.


Sarı Gelin bizim türkümüzdür


Sarı Gelin, Erzurum'da 18.Yy'ın ikinci yarısı ve 19.Yy'ın başlarında yaşamış, adına türkü yazılacak kadar güzelliğe haiz olan bir Türk güzeli için yakılmış bir türküdür. Türkü için birçok yakıştırmalar yapılmış, hatta içinde icra edenler, yazarlarında bulunmuş olduğu bazı gruplar türküyü başka millete dahi mal etmişlerdir. Sadece bu düşüncelerin hiçbiri bilimsel bir temele ve mantık zeminine oturmadığından, hepsi duygusal bir yorumla yapılmış, popülist bir yaklaşımdan öteye gitmemiştir. Öncelikle konuya şuradan bakmak gerek. Türkü nedir?? Türkü kelimesi nasıl bir anlam taşır?? Bu soruların cevabını tam olarak bulmak, probleminde çözümünü tam bulmak anlamına gelir. Türküyü Ermenilere maletmeden önce, acaba Ermeniler yaptıkları müzik eserlerine "türke ilişkin", yada "türke özgü" anlamına gelen "türkü" adınımı veriyorlar?? Sorusunu cevaplandırmak gerekir. Elbetteki bu mümkün değil. Esasen eserin müzikal yapısına bakılmış olduğunda bir Türk yaratıı ve Anadolu coğrafyasının müzik türlerinden biri olan "türkü" olduğu net olarak görülmektedir. Ölümleri üzerinden bin yıllar geçmiş olan canlı varlıkların kimlikleri veya orijinleri hakkında data sahibi olmak için fosil kalıntılarının; cansız varlıkların ise element yapılarının incelenmesinin kafi olabileceği gerçeği yazınsal eseler içinde geçerlidir. Türkü, şarkı, şiir ve benzeri edebi yapıtların -şayet anonimlerse- kökenleri ile alakalı en güçlü data kaynağı güfte, ezgi, ritim, makam ve içerdikleri deyimlerdir. Zira bu benzer biçimde edebi yapıtların hücre ve dokularıda bu öğelerdir. Sarı Gelin türküsü de bu şekilde bir analize doğal olarak tutulduğunda yorumuyla, ritmiyle, sözleriyle tam vede tartışmasız bir Erzurum, bir Türk türküsü olduğu görülür. Türkünün kaynağına inme fakatçlı meydana getirilen araştırmalara bakılmış olduğunda, bulguların sadece halk ağzında dolaşan efsanelerden öteye gitmediği görülür. Ve gene yapılan folklorik araştırmalarda Kuzeydoğu Anadolu'da benzer adla bazı eserlere rastlanmıştır. Sadece bu eserler dikkatli şekilde ele alındığında coğrafik bölge aynı olsa bile, farklı kesimlerden kaynaklandığı görülür. Bu durum kimi zaman geniş bir coğrafik bölge içindede görülür. Örneğin Erzurum'da hareketli bir oyun havası olarak söylenen eserin adı "karakız" iken, halk ozanı Karacoğlan'ın farklı işlemeleriyle daha değişik söz, ezgi ve yorumlarda söylenen birkaç türküsünün adıda yine "karakız"dır. Eserler içinde ki bu vaziyet kimi zaman şair veya ozanlar arasında da görülür. Erzurumlu Emrah ile Ercişli Emrah'ın aynı fert oldukları konusunda fikir bildirenlerin çıkması, hatta bu iki ayrı ozanın eserlerinin de birbirine karıştırılması bu durumun bir başka örneğidir. Türkünün deposuna inilirken anlatılan efsanelere ve bu efsanelerdeki türkülere bakıldığında hiçbirinin ne söz olarak, ne yer olarak "Erzurum çarşı pazar, İçinde bir kız gezer" diye başlayan "Sarı Gelin" türküsüyle bağdaşmadığı görülmektedir. Bir yerde bulunan bir zamanı eserin, kimler tarafınca hangi devirde yapıldığını anlattığı benzer biçimde, türküler de konu oldukları yeri, ortaya çıktıkları devri, yaşadıkları insanoğluı ve olayları anlatırlar. Bu düşünceyle konuya bakıldığında söz mevzusu olan Sarı Gelin türküsünün, varyantları veya meydana getirilen yakıştırmalar ile hemen derhal hiçbir uyum göstermediği görülür. Yapılan araştırmalar, ne Sarı Gelin türküsünün nede varyantlarının Ermenilerle uzaktan yakından alakasının olmadığını ortaya koymuştur. Ve bu araştırmalar her insanın bu mevzuda aynı fikir olması için yeterli düzeydedir. Bu nedenle türkünün Ermenilere mal edilmesinde iddialarda bulunan sanatçı yada yazarların hiçbir folklorik araştırma yapmadıkları, bir tek duygusal bir beyanda bulundukları görülmektedir. Elbet müziğin evrensel olduğu konusunda aslabir tereddüt yoktur. Sadece evrensellik anlayışıyla yola çıkıpta milletin öz bağrından çıkmış kültürel değerlerin de başkalarına mal edilmesi o millete meydana getirilen hakarettir. Üzerinde ehemmiyetle durulması gereken bir husus, türkünün sözlerinin ve bu sözlerdeki bazı yöresel kelimelerin incelenmesidir. Ermenilerle bu bölgelerde çok uzun seneler birlikte yaşamışlığımız zamanı bir gerçektir. Bu yüzdende kültürler içinde bir etkileşimin olması da organik bir şeydir. Ancak bütün bu birlikteliğe rağmen dünya üzerindeki tüm Ermeni lehçelerinin hepsi incelensin. Bu konuda bilimsel veriler varsa ortaya konulsun. Hangi ermeni lehçesinde "büyükanne" ye "nene" denilmekte. Nene kelimesi özbeöz Türk ve Erzurum deyimidir. Öyleki bu kelime Erzurum'da hanımefendi adı olarak dahi kullanılmaktadır ki dünyaya destan kahramanı olarak geçmiş "3. Ordunun anası" ünvanını alan Nene Hatun bunun bir örneğidir. Türkünün sözlerindeki "vay nenen ölsün sarı gelin" nakaratı bu gerçeğin net bir delili ve belgesi olarak ortada durmaktadır. Türkünün birkaç varyantı vardır. Sadece hiç biri "Erzurum çarşı pazar" diye başlayarak söylenen Sarı Gelin türküsü değildir ve benzememektedir de. Bahsedildiği gibi türküler konu oldukları kişileri, olayları veya yerleri anlatırlar. Örneğin "karahisar kalesi" diye başlayan türkü o yer ve o zaman için yaşanmışların bir anlatıcısı değimlidir. Bu gerçek gözönüne alınarak yola çıkıldığında, Sarı Gelin türküsündeki kültürel anlatım, kelimeler, lehçe, ezgi ve yer bu türkünün Ermenilerle aslabir ilgisinin olmadığını açıkça göstermektedir. Bu türkünün en yakın varyantı, İslamiyeti yayma görevi üslenmiş Arap bir şahsın Çoruh vadisine yerleşmesini konu alanıdır. Efsaneleşmiş, Arap ülkelerinin birinden Şeyh Sanen adıyla gelen bir şahsın Çorun vadisinde yanına yerleştiği Hıristiyan bir beyin sarı saçlı kızına aşık olmasını konunu anlatmaktadır. Sarı Gelin türküsünün kaynağı olabileceği düşünülerek anlatılan en yakın varyantıda budur. Ancak bu mevzuda kati yada kesin denebilecek karar verilmeden önce iyi bir tahlil yapmak gerekir. Elbetteki öyle bir vaka yaşanmamış yada öyle bir şiir yazılmamış denilemez. Zira bu yönde bazı bilimsel bulguların olduğu bildirilmektedir. Ancak Çoruh vadisine yerleşen ve bu vadide yaşayan bir fert Erzurum ve Palandöken Dağlarını içeren bir türküyü niçin yazsın. Bu konum üzerinde durmak gerek. Çünkü bu vadinin Erzurum'a ve Palandöken Dağlarına en yakın noktası 150 km yöreındadır. Bu noktalar İspir ve Yusufeli ilçeleri olarak düşünülürse Erzurum'la aralarında Mescit, Dumlu ve Kargapazar Sıra Dağları mevcuttur. Birazcık daha kuzeye inildiğinde kısaca Çoruh Nehri'nin Artvin il sırına girmiş olduğu noktalardan Şenkaya, Olur bölgeleriyle Erzurum arasında tarihte biroldukça dram ve efsaneye sahne olmuş Allahuekber Sıra Dağları mevcuttur. Bu durumda Çoruh vadisinde yaşayan bir kıza aşık olan bir şahıs aşkını anlatmak için -Erzurum ve Palandöken benzer biçimde- hiç görmediği yada göremeyeceği yerleri mevzu alarak neden bir türkü yaksın. Bu mevzuda gözden kaçırılmaması ihtiyaç duyulan bir hususta, yaklaşık 1000 yıl önce bir Arap milliyetli fert tarafından yazılan eserin, günümüz Türkçesine çevrilmiş hali olsa bile, bu kadar akıcı, bu kadar mütevazı olması durumudur. Zira bir nazım türü yapıt, yazıldığı dönem dilinden günümüz Türkçesine çevrildiğinde kafiye, vezin ve anlatım bakımından uygunluk göstermesi mümkün değildir. Hulasa olarak denilebilirki Anadolu coğrafyası çok geniş kültürlerin vede medeniyetlerin beşiğidir. Bu yüzden bağrında çokça sevdalar yaşanmış ve çokça türkü, deyiş, koşma, ağıt ve maniler açıklanmıştır. Bu edebi varlıklar aralarında benzerlik göstermiş olsa da, birbirlerinin aynı demek değildir. Eğer böyle bir saplantıda ısrar edilirse o vakasın kahramanlarına ve sevdalılarına en büyük haksızlık yapılmış olur. Kuzeydoğu Anadolu Bölgesinde benzerlik gösteren bazı eserler var olabilir. Sadece bunların hiç biri bir diğerinin aynı değildir. Bu yüzdende şu an çok popüler olan ve "Erzurum çarşı pazar" diye süregelen Sarı Gelin türküsü tamamen Erzurum il sınırları içinde yaşanmış bir vakasın ürünüdür. Bu türkü ile en yakın varyantının sözlerini karşılaştırmak bu konudaki en berrak kanıt olacaktır.


SARI GELİN

Erzurum çarşı Pazar leylim aman sarı gelin

İçinde bir kız gezer hop nenen ölsün sarı gelin

Elinde divit kalem leylim aman sarı gelin

Katlime ferman yazar hop nenen ölsün sarı gelin



Palandöken yüce dağ leylim aman sarı gelin

Altı morsümbüllü bağ hop nenen ölsün sarı gelin

Seni vermem ellere leylim aman sarı gelin

Niceki bu canım sağ hop nenen ölsün sarı gelin



VARYANTI

Vardım kilisesine baktım haçına

Mail oldum bölük bölük saçına

Kız seni götfaiz İslam içine

Vah Sinan ölsün sarı gelin



Vardım kilisesine kandiller yanar

Kıranta keşişler pervane döner

Tersa sevmiş deyin el beni kınar

Ah Sinan ölsün sarı gelin
 
Genel Sohbet Odası
Yardım Kullanıcılar
Foruma kayıt olmadan sohbet etmek için /nick burayaisim yazın kullanıcı adınızı oluşturduktan sonra sohbete başlayabilirsiniz.
  • Şu an sohbet eden bulunmuyor.
    D ELF BOT: dantekral, "Skill Editor" dizesindeki bir yeni yanıt yayınladı.
    Üst